Fethiye, tatil kavramının içini gerçekten doldurabilen nadir yerlerden biri. Deniz, kum, güneş tamam; ama mesele sadece bunlar değil. Aynı gün içinde antik bir kentte dolaşıp, öğleden sonra buz gibi bir kanyonda yürüyüp, akşam gün batımını denize karşı izleyebileceğin bir coğrafyadan bahsediyoruz. O yüzden Fethiye “gidip dönülen” değil, gidip akılda kalan bir yer.
İlk kez gelenle beşinci kez gelenin yaşadığı Fethiye aynı değil. Her gelişte başka bir yüzünü gösteriyor. Bazen Kabak’ta yavaşlatıyor, bazen Hisarönü’nde hızlandırıyor, bazen Kayaköy’de susturuyor. En büyük numarası da bu zaten: herkese başka bir Fethiye sunması. Gidersin, aklın kalır. Dönersin, bu sefer başka bir koyuna âşık olursun. Üçüncü gidişte artık haritaya bakmazsın; yol seni götürür. Çünkü Fethiye, Türkiye’de doğa, deniz, tarih ve insan ölçeğinin hâlâ birbirine değebildiği nadir coğrafyalardan biri.

Muğla’ya bağlı bu ilçe; Ölüdeniz gibi dünyanın en tanınmış plajlarından birine, Likya Yolu gibi eşsiz bir yürüyüş rotasına, Babadağ gibi korunması gereken bir dağa ve Kelebekler Vadisi gibi hassas bir ekosisteme aynı anda ev sahipliği yapıyor. Deniz tatili arayan da mutlu oluyor, yürüyüşçü de, kampçı da, “hiçbir şey yapmadan manzaraya bakayım” diyen de.
Antik çağda Telmessos adıyla bilinen Fethiye, Likya ile Karia arasında kalan stratejik bir noktadaydı. Kehanetleriyle ünlü bu kent, yüzyıllar boyunca ticaret yollarının kesişiminde yer aldı. Büyük depremler yaşadı, defalarca yıkıldı, yeniden kuruldu. Bugün gördüğümüz Fethiye, bu uzun hikâyenin modern bir devamı.
1934 yılında, Osmanlı’nın ilk pilotlarından Fethi Bey’in anısına bugünkü adını aldı. Antik tiyatro, kaya mezarları ve çevredeki Likya kentleri, bu derin geçmişin günümüze kalan parçaları.
Fethiye’de Nerede Kalmalı?
Fethiye, sadece deniz-güneş-kum üçlüsüyle yetinmeyen, biraz yürümek, biraz keşfetmek, biraz da durup nefes almak isteyen herkes için fazlasıyla cömert bir coğrafya. Bir yanda turkuaz koylar, diğer yanda binlerce yıllık Likya kentleri; arada da hâlâ yaşayan köyler, vadiler ve patikalar var.
Bu sorunun tek cevabı yok; çünkü Fethiye tek tip tatil sunmuyor.
- Çalış: Sahil boyunca yürüyüş, gün batımı, rahatlık.
- Hisarönü: Gece hayatı, hareket, her yere yakınlık.
- Ovacık: Serin hava, sakinlik, villa tatili.
- Ölüdeniz: Deniz + doğa + her şey elinin altında.
- Faralya: Manzara, sessizlik, dünyadan kopma.
- Kabak Koyu: Alternatif yaşam, doğa, genç enerji.
Konaklama önerisi arayanlara tek tavsiyem şu:
“Tatilden ne beklediğini netleştir, yer kendiliğinden seçilir.”
Fethiye’de Ne Yapılır?
Fethiye’ye gelip de Babadağ’dan yamaç paraşütü yapmamak büyük eksik olur; işi sağlama almak için daha yola çıkmadan rezervasyonunu ayarla, bu işin ustalarından biriyle uç. Ölüdeniz’den 12 Adalar tekne turuna çık, gün boyu denizden denize atla. Sabahın köründe Kayaköy sokaklarında dolaş, o sessizlikte taş evlerin anlattıklarını dinle.
Gün batımına doğru Likya Yolu’na gir, Ölüdeniz’i yukarıdan seyret; ardından Lagün’de yüzüp Faralya’ya geç, Kelebekler Vadisi’ne tepeden bakarak günü kapat. Kabak Koyu’nda program yapma, tembellik serbest. Vaktin varsa arabaya atla; Patara, Xanthos ve Letoon antik kentlerini gez, tarihle denizi aynı güne sığdır.
Saklıkent Kanyonu’nda serinleyip Tlos’u gör, köylere dal; Kadyanda’ya çık, Yanıklar’da sığla ormanının kokusunu içine çek. Jeep safariye katılıp Saklıkent, Yakapark, Gizlikent hattında suya-çamura gir; Fethiye Yarımadası’nı turlayıp gözüne kestirdiğin bir koyda demirle. Akşam Çalış Plajı’nda gün batır, gece Hisarönü’nde ritme kapıl. Bir gününü Göcek’e ayır, ağırdan al; akşam balığını ye, sohbetini uzat.
Detay isteyenler için Fethiye merkez, çevre, Göcek ve Fethiye–Kaş hattını ayrı ayrı anlattığım rehberler var; rotanı vaktine ve ruh haline göre oradan seç, pişman olmazsın.

Fethiye Gezilecek Yerler
Fethiye, “bir yazlık belde” diye küçümsenip geçilecek bir yer değil. Antik kentten kanyona, koydan köye, kamp alanından teleferiğe kadar aynı gün içinde üç farklı coğrafya yaşatan nadir yerlerden. O yüzden Fethiye’ye gelenlerin en büyük hatası, burayı sadece deniz-kum-şezlong üçgenine sıkıştırmak. Bu rehber, ilk kez gelen ama “son kez gelmiş gibi gezmek isteyenler” için yazıldı.
1. Fethiye Merkez & Paspatur
Fethiye Merkez çoğu zaman haksız yere pas geçiliyor. Oysa burası kentin kalbi. Paspatur Çarşısı, restore edilmiş evleri, dar sokakları ve abartısız canlılığıyla gezmesi keyifli bir alan. Şemsiyeli Sokak, Balık Pazarı ve sahile açılan arka yollar merkezde vakit geçirmek için yeterince sebep sunuyor.
Kordon boyunca yapılan akşam yürüyüşü, Fethiye’yi “tatil yeri” olmaktan çıkarıp yaşanır bir şehir gibi hissettiriyor. Eğer merkezde kalıyorsan sıkılmazsın; aksine çevreyi gezdikten sonra merkeze dönmek iyi gelir. Kral Mezarları’na çıkıp körfezi yukarıdan izlemek, “Fethiye’yi anladım” dediğin anlardan biri olur.
2. Fethiye Yarımadası
Burası Fethiye’nin gizli yıldızı. “Fethiye’de yaşasam buraya kaçarım” dedirten yerlerden. Merkeze bu kadar yakın olup bu kadar gözden kaçması şaşırtıcı. Boncuklu, Samanlık, Aksazlar gibi koylar yarımadanın en güçlü durakları. Çam ormanlarıyla çevrili yollar, her virajda başka bir manzara… Deniz sakin, renkler gerçek.
Araçla gezmek büyük avantaj ama bisikletle dolaşmak da ayrı keyif. Deniz berrak, kalabalık Ölüdeniz’e göre daha az. Aracı olmayanlar da yazın ring minibüslerle rahatça ulaşabiliyor.
3. Çalış Plajı
Çalış’ın olayı denizden çok atmosfer. Uzun sahili, sürekli esen rüzgârı ve gün batımıyla ünlü. Deniz biraz taşlı ama ferah. Akşamları sahil boyunca yürüyüş yapmak, oturup bir şeyler içmek Çalış’ı özel kılıyor.
Fethiye’de “rahat tatil” denince ilk akla gelen yerlerden. Gece hayatı var ama abartı değil. Aileler, uzun süreli konaklayanlar ve sakinlik isteyenler için ideal.

4. Kayaköy
Kayaköy, Fethiye’nin vicdanıdır. Burası sadece gezilecek bir yer değil; hissedilecek bir yer. Taş evler, boş sokaklar, yarım kalmış hayatlar… Mübadeleyle terk edilmiş bu köy, bugün sessizliğiyle konuşuyor. Son yıllarda açılan atölyeler ve kafelerle yeniden nefes almaya başladı ama hâlâ hüzünlü.
Taş evleri, kiliseleri ve sessizliğiyle insanı yavaşlatır. Burası gezilip geçilecek bir yer değil; biraz vakit ayırmak gerekiyor. Son yıllarda kafeler, atölyeler ve butik otellerle yeniden canlanmaya başladı ama hâlâ hüzünlü tarafı ağır basıyor. Sabah erken saatler veya gün batımı en doğru zaman. Sabah erken saatlerde ya da gün batımına yakın gidin.
5. Gemile Adası & Gemiler Koyu
Kayaköy’ün altından bakıldığında manzarasıyla vurur. Bizans döneminden kalma kiliseler, patikalar ve masmavi deniz. Tekneyle ulaşım mümkün ama en güzeli yukarıdan seyretmek.
6. Hisarönü & Ovacık
Hisarönü eğlencenin merkezi. Barlar, müzik, kalabalık. Ovacık ise bunun bir tık üstünde, daha serin ve sakin. “Geceye yakınım ama içinde olmayayım” diyenlerin tercihi.

7. Ölüdeniz
Evet, kalabalık. Evet, pahalı. Ama hâlâ çok güzel. Lagün tarafı sabah erken saatlerde gerçekten büyüleyici. Belcekız Plajı ise hareketli, enerjik. Yamaç paraşütleri gökyüzünü boyuyor, deniz her zamanki gibi turkuaz.
Beklentiyi doğru ayarlarsan, Ölüdeniz hâlâ efsane.
8. Kelebekler Vadisi & Faralya
Kelebekler Vadisi’ne kara yolu yok. Tekneyle ulaşılıyor. Yukarıdan bakmak ise başlı başına bir deneyim. Faralya tarafı, manzara ve sessizlik arayanlar için birebir. Butik oteller, uçurum kenarı teraslar, uzun akşamlar…
9. Kabak Koyu
Artık “keşfedilmemiş” değil ama hâlâ etkileyici. Kamp alanları, bungalovlar, yoga kampları… Genç, alternatif ve biraz kalabalık. Sezon dışı ya da sabah erken saatlerde Kabak gerçek yüzünü gösteriyor.
10. Babadağ & Yamaç Paraşütü
Fethiye’de yapılacaklar listesinde zirvede. Korku ilk 10 saniye. Sonrası saf mutluluk. Uçmasan bile teleferikle çık, manzaraya bak. Yetiyor.
11. Saklıkent & Tlos
Yaz sıcağında buz gibi su. Saklıkent serinletir, Tlos düşündürür. Aynı gün gezilir, çok iyi gider. Ayakkabıyı düzgün seç, suya hazırlıklı ol.
12. Likya Yolu
Fethiye, Likya Yolu’nun en güzel başlangıç noktası. Tamamını yürümesen bile kısa etaplara gir. Faralya–Kabak arası özellikle unutulmaz.

13. Xanthos, Letoon, Patara ve Pınara
Fethiye çevresini gerçekten tanımak isteyenlerin, bir gününü mutlaka Likya antik kentlerine ayırması gerekir. Bunlar “taş bakıp dönülen” yerler değil; bugün gördüğünüz coğrafyanın neden bu şekilde şekillendiğini anlatan merkezler.
- Xanthos, Likya Birliği’nin idari merkeziydi. Eşen Çayı’na hâkim iki tepe üzerine kurulu bu antik kent, bugün UNESCO Dünya Mirası listesinde. Politik gücü, anıt mezarları ve akropolüyle Likya’nın beyni burasıydı.
- Letoon, Xanthos’un dini merkezi. Leto, Artemis ve Apollon’a adanmış üç tapınak, Likya inancının kalbini oluşturur. Xanthos ile birlikte gezildiğinde anlam kazanır.
- Pınara, Akdağ’ın eteklerinde, yüzlerce kaya mezarıyla Likya’nın en etkileyici kentlerinden biri. Kalabalık yoktur, sessizdir, yürüyüşü güzeldir. Likya Birliği’nde üç oy hakkına sahip altı kentten biri olması boşuna değil.
- Patara, Likya’nın denize açılan kapısı. Antik dönemin en büyük limanlarından biri. Aynı zamanda Likya Birliği Meclisi burada toplanıyordu. Bugün ise antik kentin hemen önünde, Caretta carettaların yuvaladığı Türkiye’nin en uzun ve en bakir kumsallarından biri uzanıyor.
👉 Bu dört noktayı tek bir günde, Fethiye’den sabah çıkıp akşam Patara’da gün batımı yapacak şekilde gezmek mümkün. Arabası olanlar için altın rota.
Fethiye’ye İlk Kez Gelenler İçin Mini Rota
- 1–2 Gün: Merkez, Çalış, Ölüdeniz
- 3–4 Gün: Kayaköy, Gemile, Faralya
- 5–7 Gün: Kabak, Saklıkent, Likya Yolu, tekne turu
Fethiye’yi sindirerek gezmek isteyenler için ideal plan:
Merkez & Çalış → Ölüdeniz & Babadağ → Kayaköy & Faralya → Saklıkent & Tlos → Xanthos & Letoon → Patara
Araya bir gün Göcek tekne turu sıkıştırırsan, “eksik kaldı” demezsin.
Her şeyi bitirmeye çalışma. Fethiye, aceleye gelmez. Fethiye, insanı yormadan kendine bağlayan bir yer. Ne kadar kalırsan kal, eksik kalıyor gibi hissedersin. Belki de güzelliği burada: bitmeyen bir yer olması. Bir gün mutlaka yeniden gelmek üzere…









