Trilye Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler, Ne Yenir, Nasıl Gidilir?
Tirilye, Güney Marmara’nın en sevilen hafta sonu rotalarından biri. Bursa’nın Mudanya ilçesine yaklaşık 10–11 kilometre uzaklıkta, Marmara Denizi kıyısında yer alan bu küçük sahil kasabası, sakin atmosferi ve iyi korunmuş tarihi dokusuyla dikkat çekiyor. Mudanya’dan arabayla yalnızca 10 dakikalık bir yolculukla ulaşılabilen Trilye’de yürümeye başladığınız anda eski taş evler, dar sokaklar ve deniz manzarası size eşlik ediyor. Tam anlamıyla bozulmadan kalmış bir yer demek zor ama yine de Marmara kıyısında tarihi karakterini büyük ölçüde koruyabilmiş nadir kasabalardan biri.
Trilye’nin geçmişi oldukça eski. Bölge Misyalılar, Traklar, Antik Romalılar ve Bizanslılar döneminden beri yerleşim görüyor. Bu yüzden kasabada dolaşırken farklı dönemlere ait mimari izlere rastlamak mümkün. Rum nüfusunun uzun yıllar yaşadığı Trilye’de özellikle kiliseler, taş konaklar ve manastırlar kasabanın kültürel mirasını bugün hâlâ görünür kılıyor.

Kasabanın adıyla ilgili birkaç farklı anlatı var. Bir görüşe göre Trilye adı Rumcada “üç aziz” anlamına gelen bir ifadeden geliyor. Bir başka anlatıya göre ise isim, bölgede bol bulunan ve Rumcada “trigliya” olarak bilinen barbunya balığından türemiş. Osmanlı döneminde uzun yıllar aynı adla anılan kasabanın ismi 1963 yılında Zeytinbağı olarak değiştirilmiş, ancak 2011’de yeniden Trilye adına dönülmüş.
Bugün Trilye sokaklarında dolaşırken Bizans döneminden kalan dini yapılarla, Osmanlı döneminden kalma taş konakların yan yana durduğunu görmek mümkün. Küçük bir sahil kasabası olmasına rağmen tarihi yapıların yoğunluğu oldukça dikkat çekici. Bu yüzden Trilye’de gezerken birkaç sokak içinde bile farklı dönemlerin izlerini görmek mümkün.
Tarihi kayıtlara göre 1908 yılında Trilye’de yaklaşık 820 hane bulunuyordu. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise kasabada 109 Türk ve 3.657 Rum nüfusunun yaşadığı biliniyor. Nüfus mübadelesi sonrası kasabanın demografik yapısı tamamen değişmiş ve bugün Trilye’de Rum nüfus yaşamıyor. Buna rağmen Yunanistan’da kurulan ve aynı adı taşıyan kardeş kasabada yaşayan bazı aileler, geçmişle bağlarını canlı tutmak için zaman zaman atalarının yaşadığı bu kasabayı ziyaret ediyor.
Trilye Nerede?
Trilye, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi’nde Bursa iline bağlı Mudanya ilçesi sınırlarında yer alan küçük bir sahil kasabası. Marmara Denizi kıyısında konumlanan Trilye, Bursa şehir merkezine yaklaşık 40 km, Mudanya’ya ise yalnızca 10–11 km uzaklıkta bulunuyor. Konumu sayesinde özellikle Bursa ve İstanbul’dan hafta sonu kaçamakları için sık tercih edilen rotalardan biri.
Benim açımdan Trilye’yi özel yapan şey, büyük şehirlere bu kadar yakın olmasına rağmen küçük bir kasaba karakterini koruyabilmiş olması. Mudanya’dan kısa bir sahil yolculuğu sonrası ulaşılan kasaba, zeytinliklerle çevrili tepeler ile Marmara Denizi arasında kurulmuş. Bu yüzden Trilye’ye yaklaşırken yol boyunca zeytin bahçeleri ve deniz manzarası eşlik ediyor.
Trilye aynı zamanda Güney Marmara’nın eski Rum yerleşimlerinden biri. Tarih boyunca Misyalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan kasaba bugün özellikle taş konakları, eski kiliseleri ve dar sokaklarıyla tanınıyor. Bursa’ya yakınlığı nedeniyle günübirlik ziyaret edilebilse de kasabayı gerçekten hissetmek için birkaç saat sokaklarında yürümek gerekiyor.
Trilye Gezilecek Yerler
Trilye, Marmara kıyısında geçmişin izlerini hâlâ taşıyan küçük bir sahil kasabası. Kırmızı kiremitli eski Rum evleri, dar taş sokakları ve denize açılan küçük meydanlarıyla yürüyerek keşfetmesi kolay bir yer. Kasabanın büyük bölümü sit alanı olduğu için modern yapılaşma sınırlı kalmış; bu da Trilye’nin eski karakterini büyük ölçüde korumasını sağlamış. Birkaç saatlik bir yürüyüşle kasabanın önemli noktalarını görmek mümkün.
Benim gözlemime göre Trilye’de gezilecek yerler büyük anıtlar ya da gösterişli yapılar değil, daha çok zamanın yıprattığı ama hikâyesi güçlü eski yapılar. Bizans döneminden kalma kiliseler, Osmanlı döneminde dönüştürülmüş dini yapılar ve eski taş konaklar kasabanın tarihini bugüne taşıyor.
Bugün Trilye’deki yapıların bir kısmı restore edilerek yeniden kullanılmaya başlanmış, bir kısmı ise zamanın yıpratıcı etkisiyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kasabanın sokaklarında dolaşırken bakımsız kalan eski taş konaklarla, özenle yenilenmiş tarihi evlerin yan yana durduğunu görmek mümkün. Bu da Trilye’ye biraz hüzünlü ama aynı zamanda gerçek bir tarih kasabası atmosferi katıyor.
📌 Editörün Notu: Tirilye’de konaklamak isterseniz bölgede restore edilmiş eski Rum evlerinden dönüştürülen butik oteller bulunuyor. Konaklama seçeneklerini ve güncel fiyatları görmek için Enuygun.com’un Tirilye otelleri sayfasına göz atabilirsiniz.

Kemerli Kilise (Panagia Pantobasilissa)
Trilye’nin en dikkat çekici yapılarından biri olan Kemerli Kilise, resmi adıyla Panagia Pantobasilissa, kasabada günümüze ulaşabilmiş en önemli Bizans dönemine ait dini yapılardan biri. Yapının en önemli özelliği, duvarlarına resim yapılan ilk kiliselerden biri olarak kabul edilmesi. 13. yüzyılın sonlarında inşa edildiği düşünülen bu yapı, doğu–batı doğrultusunda uzanan Yunan haçı planına sahip. Trilye ve çevresinin erken Hristiyanlık döneminde önemli bir dini merkez olması nedeniyle bölgede çok sayıda kilise ve manastır yapılmış, ancak bugün bunların yalnızca birkaçı ayakta kalabilmiş.
Kemerli Kilise, mimari açıdan oldukça sade görünse de tarihsel değeri oldukça yüksek. Günümüzde aktif olarak kullanılmıyor, ancak yapı büyük ölçüde ayakta kalmayı başarmış durumda. Kilisenin Hz. Meryem’e adandığı bazı eski el yazması kaynaklarda belirtiliyor. Trilye’de gezerken bu yapıyı görmek, kasabanın Bizans dönemindeki dini yaşamına dair önemli bir iz yakalamak anlamına geliyor.
Taş Mektep
Trilye’nin tepelerinden birinde yükselen Taş Mektep, kasabanın en görkemli yapılarından biri. 1909 yılında neo-klasik mimari tarzında inşa edilen bu yapı, uzun yıllar papaz okulu olarak kullanılmış. Kıbrıs’ın eski cumhurbaşkanlarından Başpiskopos Makarios’un da burada eğitim aldığı biliniyor. Büyük taş bloklarla yapılan bina mimari olarak oldukça etkileyici ve kasabanın birçok noktasından görülebiliyor.
Cumhuriyet döneminde yapı farklı amaçlarla da kullanılmış. 1924’ten sonra bir süre Dar-ül Eytam, yani öksüz ve yetim çocuklar için yurt olarak hizmet vermiş. Daha sonraki yıllarda okul olarak kullanılmaya devam eden bina, 1980’li yıllardan sonra kaderine terk edilmiş. Bugün bakımsız durumda olsa da Trilye’nin simge yapılarından biri olarak görülüyor ve kasabayı gezenlerin mutlaka uğradığı noktalardan biri.
Fatih Camii (Aya Todori Kilisesi)
Trilye’deki en eski yapılardan biri olan Fatih Camii, Bizans döneminde inşa edilmiş bir kilisenin Osmanlı döneminde camiye dönüştürülmesiyle bugünkü halini almış. Yapının eski adı Aya Todori Kilisesi olarak biliniyor. Giriş kapısında bulunan kitabede Hicri 968 (Miladi 1560) tarihi yer alıyor. Yapıda kullanılan bazı sütun başlıklarının Bizans döneminden kaldığı da dikkat çekiyor.
Osmanlı döneminde camiye çevrilen yapı bugün hâlâ ibadet için kullanılıyor. Dışarıdan bakıldığında Bizans mimarisinin izlerini görmek mümkün. Bu yönüyle Fatih Camii, Trilye’de farklı dönemlerin mimarisinin bir arada görülebildiği nadir yapılardan biri. Kasabayı gezerken hem tarih hem mimari açısından ilgi çekici bir durak.
Osmanlı Hamamı (Avlulu Hamam)
Fatih Camii’nin hemen yanında yer alan Avlulu Hamam, Trilye’de Osmanlı döneminden günümüze ulaşabilmiş önemli yapılardan biri. Yapının Yavuz Sultan Selim döneminde yaptırıldığı biliniyor. Osmanlı şehir yaşamının önemli unsurlarından biri olan hamam kültürünün Trilye’de de güçlü bir şekilde var olduğunu gösteren bu yapı, kasabanın tarihi dokusunun önemli parçalarından biri.
Uzun yıllar kullanılmadığı için zaman içinde yıpranan hamam bugün restore edilerek yeniden işlev kazandırılmaya çalışılıyor. Restorasyon çalışmalarının ardından kültür merkezi olarak kullanılması planlanıyor. Tarihi dokusu ve konumu nedeniyle Trilye’de gezerken dikkat çeken yapılardan biri.
Medikion Manastırı
Trilye’den Eşkel Limanı’na giden yol üzerinde yer alan Medikion Manastırı, bölgenin en eski dini yapılarından biri. 8. yüzyılda kurulduğu bilinen bu manastır, Bizans döneminde önemli bir dini merkez olarak kullanılmış. Manastırın kuzeybatısında eski bir Rum mezarlığı bulunması da bu bölgenin geçmişte önemli bir yerleşim alanı olduğunu gösteriyor.
Bugün manastırın büyük bölümü ayakta değil, ancak kalın taş duvarları ve ağır giriş kapıları hâlâ görülebiliyor. Her biri yaklaşık 200 kilo ağırlığındaki taş kapılar yapının geçmişte ne kadar görkemli olduğunu gösteriyor. Günümüzde daha çok tarihi kalıntı olarak ziyaret edilebilen bu alan, Trilye’nin çevresindeki Bizans mirasının önemli izlerinden biri.
Dündar Evi (Yuannes Kilisesi)
Trilye’de ilginç yapılardan biri de Dündar Evi. Aslında bu yapı geçmişte Yuannes Kilisesi olarak kullanılan bir dini yapıymış. Rumlardan kalan tarihi eser niteliğindeki bu bina bugün konut olarak kullanılıyor. Yapıya kemerli taş bir kapıdan giriliyor ve üç katlı mimarisi dikkat çekiyor.
Yapının geçmişinin 3. yüzyıla kadar uzandığı söyleniyor, ancak günümüze ulaşan kısmı daha sonraki dönemlerde yeniden inşa edilmiş olabilir. Duvarlarında ziyaretçiler tarafından kazınmış eski isimler ve izler görmek mümkün. Bu detaylar yapının zaman içinde farklı dönemlerde nasıl kullanıldığını gösteren küçük ama ilginç ipuçları sunuyor.

Trilye’ye Nasıl Gidilir?
Trilye, Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı küçük bir sahil kasabası ve ulaşımın büyük bölümü Mudanya üzerinden sağlanıyor. Özellikle toplu taşıma kullanarak gelmek isteyenler için en pratik rota Mudanya bağlantısı. Kasabanın İstanbul’a kuş uçuşu mesafesi yakın olsa da ulaşım genelde deniz ve kara yolu kombinasyonu ile yapılıyor.
İstanbul’dan Trilye’ye araçsız gelmek isteyenler için en kolay yöntem İstanbul–Mudanya deniz otobüsü hattını kullanmak. Yenikapı’dan kalkan deniz otobüsleriyle yaklaşık 1,5–2 saat içinde Mudanya’ya ulaşmak mümkün. Mudanya İDO iskelesinin hemen yakınından kalkan minibüsler ve dolmuşlar yaklaşık yarım saatte bir Trilye’ye gidiyor. Mudanya–Trilye arası yalnızca 10 km ve yol boyunca zeytinlikler ile Marmara Denizi manzarası eşlik ediyor.
Bursa şehir merkezinden Trilye’ye ulaşmak da oldukça kolay. Bursa–Mudanya yolu üzerinden Mudanya’ya geldikten sonra Trilye yönüne devam ediliyor. Bursa ile Trilye arasındaki mesafe yaklaşık 40 km ve yolun büyük bölümü sahil hattına paralel ilerliyor.
İstanbul’dan otomobille gelenler genellikle Yalova veya Gemlik üzerinden Bursa yönüne ilerleyip Mudanya yoluna bağlanıyor. Gemlik’i geçtikten sonra Engürücük sapağından girerek Kurşunlu, Güzelyalı ve Mudanya üzerinden Trilye’ye ulaşmak mümkün. Trilye’den güneye doğru devam eden sahil yolu ise manzaralı bir rota izleyerek Bursa–İzmir karayoluna bağlanıyor.
📌 Editör’ün Notu: Yol levhalarında kasabanın eski adı olan Zeytinbağı yazabilir. Ayrıca Mudanya–Trilye arasındaki sahil yolu yer yer virajlı olduğu için özellikle hafta sonları dikkatli kullanmak gerekiyor. Yol boyunca Marmara’ya bakan küçük seyir noktalarında mola verip manzaranın tadını çıkarmak iyi bir fikir.
Acelesi Olana Mini Trilye Rehberi
Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı bu tarihi Rum kasabası, eski adıyla Triglia, günümüzde Zeytinbağı olarak anılıyor. MÖ 7. yüzyıla kadar uzanan tarihiyle, taş evleri, dar Arnavut kaldırımlı sokakları ve korunmuş Rum mimarisiyle adeta bir açık hava müzesi. 19. yüzyıldan kalma konakları, tarihi kiliseleri (Panagia Pantobasilissa, Hagios Ioannes) ve zeytinyağı üretimiyle ünlü. Tirilye, İstanbul’dan sonra en çok Rum mimarisi örneği barındıran yerleşim yeri olarak kabul ediliyor. Zeytin ağaçları arasında huzur bulabileceğiniz, deniz manzaralı bu şirin kasaba, hafta sonu kaçamakları için İstanbul ve Bursa’dan gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor.
Tarihi Miras
- Panagia Pantobasilissa Kilisesi: 8. yüzyıldan kalma Bizans kilisesi, günümüzde cami olarak kullanılıyor.
- Hagios Ioannes Kilisesi: 19. yüzyıl Rum kilisesi, restore edilerek kültür merkezi haline getirilmiş.
- Dimitrie Evleri: 19. yüzyıldan kalma geleneksel Rum konakları, sokaklarda gezintiye değer.
- Taş Mektep: 1904 yılında inşa edilen Rum okulu, günümüzde restore edilmiş durumda.
Lezzet Durakları
- Zeytinyağlılar: Tirilye’nin meşhur zeytinyağıyla hazırlanan enginar, taze fasulye ve yöresel otlar.
- Deniz Ürünleri: Balık restoranları, özellikle levrek ve çipura ızgaralarıyla ünlü.
- Meşhur kahvaltı: Taş evlerde servis edilen köy kahvaltıları, organik reçeller ve taze ekmek.
- Trilye Sofrası: Yöresel lezzetleri deneyebileceğiniz en bilinen restoranlardan.
Gezilecek Yerler
- Taş Mektep: Tarihi okul binası, kafe ve sergi alanı olarak hizmet veriyor.
- Kemerli Köprü: Osmanlı döneminden kalma tarihi taş köprü.
- Tirilye Sahili: Yürüyüş yolu, çay bahçeleri ve deniz manzarası.
- Zeytinlikler: Çevredeki zeytin bahçelerinde yürüyüş ve fotoğraf molası.
Ulaşım ve Pratik
- İstanbul’a: 250 km, yaklaşık 3 saat.
- Bursa’ya: 45 km, 1 saat.
- Mudanya’ya: 12 km, 15 dakika.
- En iyi zaman: İlkbahar ve sonbahar, zeytin hasat dönemi (Ekim-Kasım).
Festivaller
- Zeytin Hasat Festivali: Her yıl Ekim ayında düzenlenen geleneksel festival.
- Tirilye Kültür ve Sanat Günleri: Yaz aylarında konser ve sergi etkinlikleri.
Trilye’de Ne Yenir? Nerede Yenir?
Trilye küçük bir sahil kasabası ama söz konusu yemek ve sofralar olduğunda oldukça iddialı. Kasabanın mutfağı Marmara kıyısının klasik üçlüsü üzerine kurulu: zeytin, zeytinyağı ve balık. Zeytinliklerle çevrili bu kasabada yemeklerin temel lezzeti de doğal olarak zeytinyağından geliyor. Sahil boyunca sıralanan küçük balık lokantaları ve aile işletmesi restoranlar, Trilye’de yemek deneyiminin en keyifli kısmını oluşturuyor.
Trilye’de yemek kültürü oldukça sade ama lezzetli. Masaya önce zeytinyağı, kekik ve pul biberle hazırlanan küçük bir tabak geliyor. Yanında odun fırınında pişmiş köy ekmeğiyle zeytinyağına banmak kasabanın klasik başlangıçlarından biri. Ardından mevsimine göre barbunya, levrek, çipura ya da sardalya gibi günlük balıklar tercih ediliyor. Özellikle Trilye barbunyası kasabanın en bilinen lezzetlerinden biri ve Marmara’da barbunya balığının en iyi çıktığı yerlerden biri olarak kabul ediliyor.
Trilye’de yemek için en keyifli yerler genellikle sahil hattında bulunuyor. Küçük iskele çevresinde yan yana dizilmiş restoranların çoğu aile işletmesi ve oldukça samimi bir atmosfere sahip. Tahta masalar, renkli örtüler ve denize karşı kurulan sofralar Trilye’nin klasik manzaralarından biri.
Savarona Restaurant
Trilye’nin en bilinen restoranlarından biri Savarona Restaurant. Sahilde yer alan bu mekan özellikle nostaljik atmosferiyle dikkat çekiyor. İçeride eski radyolar, lambalar ve dekoratif eşyalar bulunuyor; bazen fonda eski Türkçe şarkılar çalıyor. Menüde ağırlıklı olarak balık ve zeytinyağlılar var. Ayrıca restoranın küçük bölümünde Trilye zeytinyağı ve yöresel ürünler satın almak da mümkün.
Liman Restaurant
Trilye sahilinde balık yemek için tercih edilen bir diğer yer Liman Restaurant. Deniz manzaralı masaları ve sade menüsüyle kasabanın klasik balık lokantalarından biri. Günlük çıkan balıkları tercih etmek en iyi seçenek oluyor. Özellikle ızgara barbunya ve kalamar burada sık sipariş edilen yemekler arasında.
Şekerev
Trilye’de biraz daha farklı tatlar arayanların uğradığı yerlerden biri Şekerev. Küçük ama karakteri olan bir mekan. Menüde hem Ege tarzı mezeler hem de yerel lezzetler bulunuyor. Özellikle zeytinyağlılar ve ev yapımı mezeler oldukça seviliyor.
Mahur Restaurant
Trilye sahilinde denize yakın masalarıyla dikkat çeken restoranlardan biri de Mahur Restaurant. Manzarası ve sakin atmosferi nedeniyle özellikle hafta sonu gelen ziyaretçilerin tercih ettiği mekanlardan. Menüde balık çeşitleri, mezeler ve klasik deniz ürünleri bulunuyor.
Mehmet Ali Restaurant
Kasabada balık dışında Türk mutfağından yemekler yemek isteyenlerin uğradığı yerlerden biri Mehmet Ali Restaurant. Ev yemekleri ve geleneksel Türk mutfağı seçenekleriyle özellikle ailelerin tercih ettiği bir restoran.
Çay Molası: Tarihi Çamlı Kahve
Trilye’de yemek sonrası en güzel ritüellerden biri de Çamlı Kahve’de çay içmek. Fatih Camii’nin hemen yakınındaki tepede yer alan bu kahve, kasabanın en güzel manzaralarından birine sahip. Yerel halk buraya “Trilye’nin balkonu” diyor.
Asırlık çınar ağaçlarının altında oturup çay içerken Marmara Denizi’ni ve zeytin bahçelerini yukarıdan izlemek mümkün. Kasabanın tamamı neredeyse ayaklarınızın altında kalıyor. Gün batımı saatleri ise burası için en keyifli zamanlardan biri.

📌 Editör’ün Notu: Trilye’de yemek için en iyi zaman genellikle öğle saatleri. Özellikle hafta sonları kasaba oldukça kalabalık oluyor. Sahildeki restoranlarda deniz manzaralı masa bulmak istiyorsanız biraz erken gelmek iyi bir fikir. Ayrıca kasabadan ayrılmadan önce Trilye zeytinyağı ve zeytinlerinden küçük bir şişe almak çoğu ziyaretçinin yaptığı bir şey.
Trilye Zeytini
Trilye denince akla ilk gelen şeylerden biri Trilye zeytini. Kasabanın çevresi neredeyse baştan sona zeytinliklerle kaplı ve bölge halkının en önemli geçim kaynağı zeytincilik. Güney Marmara’nın en kaliteli sofralık zeytinlerinden biri olarak kabul edilen Trilye zeytini, Türkiye’de farklı bölgelerde de yetiştiriliyor olsa da en karakterli örnekleri hâlâ Trilye ve çevresinde bulunuyor.
Trilye zeytininin en belirgin özellikleri orta boylu olması, küçük çekirdeğe sahip olması ve çekirdeğinin etinden kolay ayrılması. Bu nedenle hem sofralık zeytin olarak hem de zeytinyağı üretiminde oldukça değerli bir çeşit. Bölgedeki üreticiler zeytinleri genellikle salamura yöntemiyle hazırlıyor ve doğru koşullarda yıllarca saklamak mümkün oluyor. Ayrıca olgunlaşmış zeytinlerden kırma, çizme ve az tuzlu zeytin çeşitleri de hazırlanıyor.
Kasabada dolaşırken hemen her sokakta zeytin ve zeytinyağı satan küçük dükkânlara rastlamak mümkün. Trilye’ye gelen ziyaretçilerin çoğu dönüşte yanlarında birkaç şişe Trilye zeytinyağı ya da salamura zeytin götürüyor. Zeytinin yanı sıra geçmişte kasabada balıkçılık, bağcılık, şarapçılık ve ipekçilik gibi farklı uğraşlar da yapılmış. Bugün ise Trilye ekonomisinin büyük bölümü hâlâ zeytin üretimi üzerine kurulu.
Trilye Hakkında Son Not
Trilye; zeytinlikleri, tarihi yapıları ve Marmara’ya bakan sakin sokaklarıyla Güney Marmara’nın en karakterli kasabalarından biri. İstanbul’a yakınlığı sayesinde günübirlik geziler için oldukça popüler olsa da hâlâ büyük turizm merkezlerinin kalabalığına kapılmış değil. Bu da kasabanın eski köy atmosferini koruyabilmesini sağlamış.
Dar sokaklarda yürürken karşınıza çıkan eski Rum evleri, zamanın izlerini taşıyan taş konaklar ve saksılarla süslenmiş pencereler Trilye’ye kendine özgü bir hava katıyor. Bazıları bakımsız ve biraz hüzünlü görünse de bu evler kasabanın geçmişine dair güçlü bir hikâye anlatıyor. Marmara kıyısında sakin bir gün geçirmek, denize karşı balık yemek ve dönüşte birkaç şişe Trilye zeytinyağı almak için bu küçük kasabaya uğramak hâlâ güzel bir fikir.
